Yine arayı açmışım blog.
Yazmak beni böyle rahatlatırken nasıl uzaklaşıyorum böyle bilmiyorum.
Belki de sadece ruhsal olarak kötüyken yazmak istiyorum.
Acı ama mutluyken aklıma bile gelmiyor.
Keşke yine mutlu olsam da aklıma gelmesen.
Ama şimdi her gördüğüm boş sayfaya bir şeyler karalayacak duruma geldim.
Hayat yine beni bir çıkmaza sürüklüyor seçimlerimin arasında sıkışıp kalıyorum.
Kalple mantığın bu kadar çok çatışması çok mu normal?
22 yaşında biri olarak nerdeyse 5 yıldır duygusal olarak bir şey yaşayamıyorum.
Yaşayamıyorum diyorum çünkü resmen 'hissedememe' hastalığına yakalandım.
Böyle bir hastalık var mı ondan da emin değilim.
Kısacası hiçbir şey hissedemiyorum. Birinden hoşlansam en fazla beş dakika sürüyor bu durum.
Bu beş yılın sonunda gerçekten birine karşı bir şeyler hissetmeye başladım.
İlginç olacak ve bu hislerim 5 gündür artarak devam ediyor.
Keşke normal bir ilişki yaşayabileceğim biri olsaydı.
Ama 3 yıllık ilişkisi olan şu an ara vermiş ama hala 'onu seviyorum..sevgilim' diyerek bahseden biri.
Kötü kadın durumunda olmak istemiyorum.
Ama duygularıma engel olamıyorum ve bu durum benim için o kadar ekstrem ve özel ki bu duyguları kaçırmak da istemiyorum.
5 yıl boyunca hissiz bir odun olarak yaşayan ben bu duygulara o kadar yabancılık çekiyorum ki ne yapacağımı bilmiyorum.
Arkadaş gibi davranıp arkadaş olmak istemiyorum.
Etrafıma kendime rol yapmaktan o kadar sıkıldım ve bunaldım ki artık bende mutlu olmak istiyorum.
Sevmek,hoşlanmak, etkilenmek bu kadar zorken bu duygulara sahip olmak bana artık imkansız olarak gelmişken şimdi hiçbir şey yapamamak olmak bana acı veriyor.
Aslında yapmam gereken tek şey içimde salakça yeşeren o umut filizini kökünden kazımak.
Umarım bunu başarabilirim.
Umarım bu sefer doğru seçimleri yapabilirim.
Yeniden
29 Mayıs 2014 Perşembe
28 Şubat 2014 Cuma
Kararlı Bendis
İkinci evime yani üniversitedeki evime gelebildim, okul da böylece başlamış oldu.
Geçen yazıda bahsettiğim şeyleri de uygulamaya koymaya başladım bu yüzden kendimle gurur duyuyorum.
Gelir gelmez okula gitmedim mesela, 3'te kahvaltıya gittim arkadaşlarımla ve Eşya Hukuku dersini düşünmedim.
Spontane bir şeyler yaptım alışveriş gibi. Evet ben biraz normal kız gibi değilim. Eğer bir şeye ihtiyacım olursa alışveriş yaparım. Mağazada bir şey görüp 'aa bunu almalıyım' diyen kızlardan olamadım hiçbir zaman.
Ama dün bunu kırdım ve şunu alayım bari dedim. Bu benim için büyük bir şey!
Gece eve girmek için acele etmedim, şehrin özgürlüğün tadını çıkarmaya çalıştım.
Belki bunu 3.sınıfta yapabilmek trajikomik ama olsun.
Bu gün pilatese yazıldım, ciddi ciddi odun vücudumu insan formatına sokacağım kararlıyım.
Mesela akşam yemeğinde sadece haşlanmış lahana yedim.
Görüyor musun blog insan isteyince yapıyor. Keşke bunu bi 5-10 kilo verdikten sonra diyebilseydim ama o zamanda diyeceğim.
Çünkü başkaları tarafından beğenilmekten önce benim kendimi beğenmem gerekiyor.
'Sen böyle daha sevimlisin' diyen insanlara kulaklarımı tıkıyorum ve onlara siz Bendis'i bir ay sonra görün diyorum tabi içimden..
Anlayacağın tepeden tırnağa hırs ve kararlılıkla büründüm. Bekleyip hep birlikte neler olacağını göreceğiz :)
21 Şubat 2014 Cuma
Memur Bendis
Üniversite hayatının güzelliklerinden biri de sömestrın oldukça uzun olması. 5 hafta tatil candır, bir tanedir, sevilip sarmalanasıdır.
Artık tatilimin son günlerini yaşarken önümüzdeki dönem için bolca da plan yapmaya başladım.
Tabi bu planların ne kadarı uygulanır orası muamma. Özellikle üstten iki ders alıp on dersle boğuşurken bunları uygulamak zor olacak ama yılmayacağım.
Bu aralar blog sayesinde özeleştiri yapma fırsatı da buldum. Güzel bir şehirde üniversite okuyorum yalan değil.
Öğrenci de eğlence hayatı da çok buralarda. Ama nedense 2,5 yıldır memur hayatı yaşadığımı anladım.
İçim mi geçmiş hep mi böyleydim bilemiyorum. Evimde ailemleyken evde durasım gelmiyor, aklım sürekli gezmek de.
Ama öğrencilik yaşamıma döndüğümde sabah ders öğle ders akşam ders...
Hayal ettiğim yaşam bu değildi ama ilginç olan bir şey varsa bundan zerre kadar şikayetçi de değilim.
Bölümümü bu kadar sevdiğim için mi ders çalışmak zor gelmiyor bilemiyorum.
Ama kitaplarıma kanunlarıma resmen bayılıyorum. 22 yaşında bir genç olarak neden böyle düşünüyorum?
Ben bunu anlayamazken olmayan okuyucularımın anlamasını beklemek de zor bunun da farkındayım.
Ama ikinci dönemde daha farklı şeyler yapmak için zorlayacağım kendimi, kanıtım olsun diye de buraya da yazıyorum.
Artık okul bitiyor ve ben geriye dönüp baktığımda sadece kitaplarımı anmak istemiyorum.
Böyle diyince de kendimi çok asosyal hissettim o kadar da acınası değilim böyle dediğime bakma blog.
Çok güzel bir arkadaş çevrem var çok şükür. Aslında haftada bir gecelere akıyoruz ama bu sayının artması şart oldu diye düşünüyorum.
Anlayacağın ikinci döneme ilişkin planlarımın başında kendimi elimden geldiğince eve kapatmama geliyor.
Diğeri de en acilinden spora yazılmak. Malum yaz geliyor hiçbir zaman zayıf biri olmadığım için bu zamanlarda daha çok dikkat etmem gerekiyor.
Zaten spor düzenli olan hayatıma daha da düzen katacak bundan eminim. Sonra düzenden ölürüm belki ne dersin?
20 Şubat 2014 Perşembe
Bendis Aslında Hala Aynı
Blog olayı beni o kadar heyecanlandırmış ki dün gece rüyama girmiş.
Şu an her ne kadar kendi kendime konuşuyor gibi olsam da bu duruma bile ihtiyacım olduğunu anladım.
İki gündür eski yazılarımı okudum, geçen zamanı düşündüm bolca.
Aslında yaşımdan ve yaşadığım şehirden başka bir şeyin değişmediğini anladım.
Evet artık 22 yaşındayım söylerken bile garip geliyor, 20li yaşlar dedikleri kadar hızlı mı geçecek merak ediyorum.
Ve yine evet kendimi parçaladığım, psikolojik ve fizyolojik olarak hastalandığım, emek verdiğim bölümüme sonunda kavuştum.
Artık Hukuk Fakültesi 3.sınıf öğrencisiyim. Kendimi bildim bileli istediğim şey sonunda oldu.
Pişman oldum mu? Kesinlikle hayır, ben gerçekten kendimi iyi tanıyormuşum.
İşte sevgili blog değişen sadece bunlar. Artık Ege Bölgesi'nde değil de okulumdan dolayı İç Anadolu Bölgesi'nde yaşıyorum.
Gerisi hala aynı. Aynı ben aynı takıntılar aynı düşünceler..
Zaten bunların değişeceğini ummak ya da beklemek çok saçma olurdu artık kişiliğimin parçaları bunlar.
Tabi insanın içinde bir umut var belki değişirim ha?
Bütün o gereksiz huylar, beni yoran davranışlar, beynimi kemiren düşünceler zamanla birlikte yok olur mu?
Ne demiştik umut önemli, çok önemli..
19 Şubat 2014 Çarşamba
yine yeniden ben
Bana her zaman iyi gelen bir şeyleri sorsanız kesinlikle yazmak derim.
İnsanın kendine bile itiraf edemedikleri yazarak ortaya çıkıyorsa, fark etmeden buna ihtiyacımız olduğunu anlıyorsak yazmak bambaşka bir şey haline dönüşüveriyor.
Artık Twitter'daki 140 karakter sana yetmediğinde ve seni tanımayan insanlara bir şeyler anlatmak istiyorsan buraya tekrardan gelmek kaçınılmaz oluyor.
Ben kim miyim?
2009 yılından beri burada olan ama 3 yıldan beri uğramayan sorumsuz eski yazar.
O zamandan bu zamana kadar çok fazla şey değiştiği için artık yeni bana yeni blog gerekiyor.
Bundan sonra yeni beni anlatmaya aslında kendimi dinlemeye buraya geleceğim.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)


